Bir Kitap Bir Yazar – Un Livre Un Auteur

Hanife Is nous présente chaque semaine un auteur dont elle analyse un livre en particulier.

Necati CUMALI

Par Hanife IS Avril 17, 2009

"Urla''da üç yıl yatağında sılasını yaşadı. Baktığı yerden gözlerini ayırmadan sık sık dalar giderdi. Arada, kendini tutamadığı sıralarda, "Ah, Florina''yı bırakmayacaktım, Florina''da ölecektim!" dedikçe, artık gölgelenmeye başlayan bakışlarında, cins atlar gibi, geniş sağrılı dik omuzlu dağlarının izdüşümleriyle Makedonya göklerinin ışığı yansır, yüzü bulutlardan sıyrılmış gibi aydınlanırdı... " Makedonya 1900

Bu hafta edebiyata yalın şiirlerle ve güçlü Sabahattin Ali etkileri taşıyan hikâyelerle girmiş, giderek özgün bir soluk oluşturan usta edebiyatçı Necati Cumalı ve eserleriyle buluşuyoruz.

Inci ARAL / Ölü Erkek Kuşlar

Par Hanife IS Mars 06, 2010

Suna'nın İçinde iki ayrı kadın yaşar. Su' uysal ,uzlaşmacı evcil,,iyi anne ve eş olmaya koşullanmış yanı,'Na' ise bozuk saydığı her türlü düzene karşı çıkmaya hazır,asi ve cesur kimliğidir.Sürekli çatışma halinde olan çift benlik ve bölünmüşlüğün içinde ,bir de kocası Ayhan'ın en yakın arkadaşı Onur'a aşık olunca Su-Na 'nın durumu daha da zorlaşır.

Bir kadının birine tutkulu bir aşk ötekineyse köklü bir sevgi ve evlilik bağıyla bağlandığı iki erkek arasındaki yakıcı gidşgelişlerini anlatan ve eskimeden güncelliğini korumakta olan bu ilk romanında Inci Aral, bir kadının bağımsızlık ve mutluluğu umutsuzca arayışını sarsıcı bir içtenlik ve ustalıkla anlatıyor.

Can YÜCEL

Par Hanife IS Février 20, 2010

"Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi."

Can Yücel

Müge IPLIKCI / Arkası Yarın

Par Hanife IS Février 06, 2010

"Yeni kuşak öykücülüğümüzün en önde gelen isimlerinden Müge İplikçi, Arkası Yarın'da çeşitli etkileşimlerin baskısı altındaki karmaşık dünyasını anlamaya ve anlamdırmaya çalışan insanların öykülerini dile getiriyor. Duru bir dil, usta bir kurgu ile yazılmış bu öyküler, yetkin bir edebiyatçının kalem farkını ortaya koyuyor.

Öncelikle kadının dünyadaki yerini sorgulayan Müge İplikçi, insanın genel portresini çizerken dünyanın her türlü eşitsizliğine karşı duyarlığını korumaya özen göstererek, ayrıntıların değerini bilerek, hakkını vererek kuruyor öykülerini. "

Yücel SARPDERE / Paralı Asker

Par Hanife IS Janvier 23, 2010

Vatandaş Abuzer, Can Dostu, Kızılcık Operasyonu, Ruhsatsız Sözcükler kitaplarının yazarı Yücel Sarpdere bu kez Paralı Asker romanı ile okuyucuyla buluşuyor.
Sarpdere kara mizah tarzındaki yeni kitabı ile okurun dikkatini bir kez daha toplumsal gerçeklere ve yaşanan çelişkilere çekiyor. Bunu yaparken de güçlü bir eleştiri silahına başvuruyor: Mizah!
Paralı Asker, toplumsal yaşantımıza şekil veren kurum ve kuralların absürd yapılanmasını bir şehrin kurtarılma hikâyesi içerisinde anlatırken bir solukta okuma isteği uyandıran bir çalışma.

Latife TEKIN /Berci Kristin Çöp Masalları

Par Hanife IS Janvier 16, 2010

Latife Tekin'in 1984'te çıkardığı ikinci romanı "Berci Kristin Çöp Masalları", bir ülkenin şehirlerini geri dönülmez bir şekilde değiştiren göçle beraber, kendi sosyal gelişimini yaşayan, yoktan var olan bir çöp kentini anlatır. Hikaye, geçimini çöpten sağlayan bir gecekondu mahallesi, çöp toplayıcılar ve mahallede bulunan fabrikanın isçileri etrafında geçer...

Orhan Veli KANIK

Par Hanife IS Décembre 19, 2009

Ölümünün 59.yılında Orhan Veli Kanık'ı anıyoruz.

Müşfik Kenter'in sesinden şiirleriyle...

Ecouter

"Mustafa'nın meyhanesinde, Kavaklıdere'nin başındayız. /
'Sence en büyük şair kimdir orhan?' / 'Fuzuli.' / Ikinci şişenin ikinci bardağındayız. / 'Fuzuli'den sonra?' / 'Fuzuli mi? Kimmiş o?' diyor. 'Bırak, o da avuç açmışlardan.' / Ben yanımdaki, dilimin hiç avuç açmamış şairine bakıyorum. / 'Dilimin en büyük şairi sensin,' diyorum. Diyorum, ama hafifçe alay etmiyor değilim. / Cakıyor kerata. 'hadi oradan it,' diyor. / Ömründe küfür etmemiş çelebi Orhan Veli'yi nihayet kızdırabildiğime memnunum. / Hayır kızmamıştır. Sahiden iyi şair olduğunu söylediğime kızmıştır.
Bardaklarımız boştur. / 'Açık beyaz şaraptan bir tane daha doldur Mustafa.'"
Sait Faik, Yeditepe, 1 Aralik 1957

Tuna KIREMITCI / Yolda Üç Kişi

Par Hanife IS Octobre 24, 2009

Köşenin bu haftaki konuğu Tuna Kiremitçi ve 2005'te DK'tan çıkan romanı; Yolda Üç Kişi.

" Çünkü her yaratıcı yaşam, kendi okyanusunu içinde taşır. Hepsinin derinliklerinde adını bilmediğimiz canlılar, karanlıklar vardır. Diplerinde yan gelmiş şilepler, küflü ticaret gemileri, uzun parmaklı bir sultanın en son yüzlerce yıl önce okşamış olduğu altınlar yatar. Burada en tehlikeli uğraş dalgıçlıktır: İçimizin günışığı görmeyen derinliklerine dalınca, orada neyle karşılaşacağımızı bilemeyiz. Dar ağızlı mağaralar ya da avizeleri yosun tutmuş yolcu gemileri bizim için yeni hazinlere açılan kapılar da olabilir, sonunda kısılıp kalacağımız birer tuzak da. Emin olabileceğimiz tek şey, okyanusun hepsini aynı aşkla içine aldığıdır. Gelin gibi süslenmiş yelkenlileri de çağırır, savaşa yolladığımız donanmaları da. Geçmişte bize umut taşımış, yelkenleri aşkla dolmuş, toplarından öfkemizi kusmuş o gemileri bekleyen kopkoyu bir unutuluştur.
Batan her geminin ardından okyanus yüzeyinde geçici bir yara izi kalır. Sonra o da yitip gider."


Attilâ ILHAN

Par Hanife IS Octobre 17, 2009

 

 

 

 

Ölümünün 4. yılında Attilâ Ilhan...

Adalet AGAOGLU / Hadi Gidelim

Par Hanife IS Octobre 03, 2009

şenin bu haftaki konugu Adalet Ağaoğlu ve 1982 tarihli öykü kitabi "Hadi Gidelim"

'Harika çocuk gibi bir şey olmalı Osman Hasat. Üç yıl öncesine dek, tek satırını bilmiyorduk. Üç yılda dört röportaj, iki deneme, beş inceleme, iki de romanı çıktı. Belki daha vardır. Ama benim aklımda bu kadarı kalmış. Kitaplarından adlarını da tam olarak bir türlü çıkaramıyorum. Biri 'Yuvanı Yaparım'mı neydi? Gerçi, Osman Hasat'ın, aldığım, okumaya çalıştığım o tek kitabından ötürü, onun yazarlığıyla -utana sıkıla tabii- bir ortaklık kuramayacağımı sezdim; ancak, sezgiyle olmaz ki. Bilmek gerekir. Mesela 'Yuvanı Yaparım'la ne denmek isteniyor? Şimdi ne yapacağım? Tek umudum şurda: Belki bu yazarın, kendi yazdıklarından söz edilmesi hoşuna gitmez. Böyle yazarlar vardır. Kitaplarından söz açıldı mı. hemen kapatırlar. Kendilerinden hiç konuşturmazlar. Onları ilgilendiren kapatırlar. Kendilerinden hiç konuşturmazlar. Onları ilgilendiren hep başkaları, başkalarının yaşamı ve yazdıkları,..." Kimi Zaman da Yapayalnız Gitmek Uzun ve Çok Dönemeçli Yolları adlı hikâyeden.

Özen YULA / Arızalı Kalpler

Par Hanife IS Octobre 03, 2009

Hanife Iş bu hafta genç yazar Özen Yula’yı ve 2005 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Arızalı Kalpler” adlı öykü kitabını tanıtıyor.

"Yollarda, sokaklarda, kıyılarda onlar. Kışlalarda, parklarda, kurtarılmış bölgelerde gene onlar. Aşkın, kederin, nefretin deminde, hayat depreminin on bir şiddetinde hep onlar. Usuldan, usulden, kalpten. "Arızalı kalp"ten, "arızalı kalpler"e. Sıradan insanların çıktıkları kederli yolculuklar. Kesişen yaşamlar, kaçışlar, gidişler ve dönüşler. Parkta, kışlada, göl kıyısındaki bir evde, bir mektupla, evvel zaman içinde yapılan mazi gezintileri. Bütün bunlar olurken on bir şiddetinde depremlerle memlekette yer yerinden oynuyor. Zamanla oynamayı sevenler için. "

Murathan MUNGAN / Paranin Cinleri

Par Hanife IS Juin 13, 2009

Hanife Is nous présente un des chefs-d’oeuvre du poète Murathan Mungan.
"Paranin Cinleri" éd. Metis 1997

Çocukluk, yakın akrabalar, Mardin, kitaplar, sevgiler, eski fotoğraflar... Murathan Mungan'ın 1988-96 arasında yazdığı on metnin biraraya gelmesiyle oluşmuş otobiyografik bir anlatı Paranın Cinleri.

Ahmet Hamdi TANPINAR / Huzur

Par Hanife IS Juin 13, 2009
A. H. Tanpınar (23 juin 1901 à Istanbul - 24 janvier 1962) est un des plus grands romanciers et essayistes de la littérature turque.
" Huzur [Sérénité],éd.YKY

Tanpınar, Dr Tarık Temel'e ithaf ettiği 391 sayfalık romanını, 1939'da İstanbul'da Mümtaz karakteri çerçevesinde kurar. Romanda sevgilisi Nuran'a kavuşma - kavuşamama gelgitleri yaşayan, İkinci Dünya Savaşı'nın her an patlayacak olması korkusuyla tetikte bekleyen, Cumhuriyet sonrası kültürü red ya da kabul ikilemleri yaşayan genç, sorunlu bir kuşağın temsilcisi olan Mümtaz; ana hatlarıyla varoluş sorununa çare arayan bir İstanbulludur.

Rıfat ILGAZ

Par Hanife IS , 2009

Mehmet Rıfat Ilgaz (d. 1911 - ö. 1993 ), Kastamonu - ö. 7 Temmuz 1993 , İstanbul ), şiir , roman ve öykü yazarı. Özellikle Hababam Sınıfı romanıyla tanındı. Hem yazılarında hem de kişisel hayatında toplumcu bir çizgi devam ettirdi. Türkiye 'nin en çalkantılı siyasi dönemlerinde devam ettiği dergiciliği, aynı dönemdeki bir çok yazar gibi, onun da adliye koridorlarında ve hapishanede zaman geçirmesine neden oldu. Oldukça üretken olan yazın hayatına şiirden mizah öykülerine, romandan çocuk kitaplarına bir çok farklı alanda eser sığdırdı. Bir zamanlar toplatılan Karartma Geceleri eseri geçtiğimiz yıl 100 Temel Eser listesine girdi. Yazarın eserleri günümüzde, oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte kurduğu, Çınar Yayınları 'ndan çıkmaktadır. Yazara edebiyat dünyasında Koca Çınar , ya da Edebiyatın Koca Çınarı denmektedir.

Sait Faik ABASIYANIK / Son Kuşlar

Par Hanife IS Mai 17,, 2009


"Havalar sertleşir, poyrazlar, lodoslar birbirini kovalar, günün birinde, teşrin'lerin sonlarına doğru ılık, hiç rüzgarsız, parça parça oynamayan bulutlu, tatlı , sümbüli günlerde, o, en çığırtkan kafes kuşunu nereden bulur bulur, mahalle çocuklarını çağırtır, isketeleri, floryaları, aralarına karışmış serçeleri gökyüzünden birer birer toplardı.
Seneler var ki kuşlar gelmiyor. ... Kuşlardan sonra şimdi de milletin yeşilliğine musallat olanlar. Geçen gün, yol kenarlarındaki yeşilliklere basmaya kıyamayarak, yola çıkmıştım. Konstantin Efendi'nin günlerinden bir gündü. Ama gökte hiç kuş gözükmüyordu.
Kuşlar şimdi yoktu havada ama yeşillikler vardı ya. Baktım. Bu yeşilliklerin bazı yerleri sökülmüş. Biraz ileride dört çocuğa rastladım. Yürüyorlar. Yeşilliklerin en güzel yerlerinde duruyor, bir kaldırım taşı kadar büyük bir parçayı alıp söküyorlar, bir çuvala dolduruyorlardı.
"Ne yapıyorsunuz?" dedim.
"Sana ne?" dediler.
Fukara, üstleri yırtık pırtık yavrulardı.
"Canım neden söküyorsunuz?" dedim.
- Mühendis Ahmet Bey söktürüyor.
- Ne yapacak bunları?
- Yukarıda deri tüccarı Hollandalı var ya hani, onun bahçesini düzeltiyorlar da.
- İngiliz çimi alsın, eksin, madem ki herif zengin.
- İngiliz çimiyle bu bir mi?
- Bu daha mı iyi?
- İyi de laf mı? Bunun üstüne çimen olur mu? Hollandalı öyle demiş.
Karakola koştum. Polislere haber verdim. Güya men ettiler. Gizli gizli, yine çimenler yer yer söküldü. Mühendis Ahmet Bey'e, ceza bile kesilmedi. Belediye talimatnamesinde, yol kenarlarındaki çimenleri sökmek cezayı mucip olmuyormuş.
Kuşları boğdular, çimenleri kestiler, yollar çamur içinde kaldı."

Kürşat BAşAR / Başucumdaki Müzik

Par Hanife IS Mars 07,, 2009

"Eğer hayatınızın bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... Herkes âşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu. Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan âşıksın." Başucumda Müzik, bizi "gerçekleşen bir rüya" ya götürüyor 50'li ve 60'lı yılların karmaşasında unutulup gitmiş gizli bir aşk öyküsünü anlatıyor. Orada, sokaktan akordiyon sesinin geldiği bir bahar sabahında, unutulmaz cumartesilerde, unutulmuş şarkılarda eşsiz bir duyguyu, tutmak isterken avucumuzdan kayıp giden o rüyayı okuyacaksınız. Hem de çok tanıdık bir yakın tarihin çarpıcı gerçeğinin içinde... "

Haldun TANER / Sancho'nun Sabah Yürüyüşü

Par Hanife IS Mai 30, 2009

'Sancho'nun Sabah yürüyüşü, çok güç bir konuyu, beklenmedik bir orjinalite açısından yansıtış ustalığı ile ödüle değer görüldü.'
Bordighera Ödül Jürisi (İtalya)
'Yazarın ince, alaycı zekâsı, oyun aletlerini çok iyi kullanan bir cambazın maharet ve ustalığı hikâyenin hemen her cümlesinde kendini hissettiriyor.' Mehmet Kaplan (Hikâye Tahlilleri )
'Taner'in en belirgin niteliklerini üç temelde toplayabiliriz. Önce dile ve anlatıma çok egemen, gözlemlerinde çok başarılı bir usta. Sonra insanın kişisel duygular evreni ile felsefenin temellerini kaynaştırmış, olaylara ve kişilere göre otantik hava veren bir düşünür. Nihayet yırtıcı ve alaycı da olsa, derinden derine insan sevgisini, hümanizmayı hiç yitirmeyen keskin ama örtülü bir mizahçı.' Mutrar Körükçü (Varlık)

Nâzım Hikmet RAN

Par Hanife IS Juin 6, 2008

 

Ölümünün 46. yılında Nâzım Hikmet'i anıyoruz.

Buket UZUNER / Kumral Ada Mavi Tuna

Par Hanife IS Mai 11, 2008

'Bir Salı sabahı uyandım. Bütün gazeteler hayatta en çok sevdiğim kadının bir cinayet işlediğini yazıyordu. Bunu hiç beklemiyordum. Beynimden vurulmuşa döndüm. İç dengelerim şiddetle sarsıldı. Oysa gerçeği biliyordum ama bana kimse tek bir şey sormamıştı. Onu mahkûm etmişlerdi! kapı çalındı. İki asker beni almaya gelmişti. İç savaş çıkmış, seferberlik ilan edilmişti. Bunu bekliyordum. Hiç şaşırmadım. Bunu uzun zamandır korku ve kuşkuyla hep bekliyordum. Hazırlandım ve o Salı sabahı evden çıktım. Genç bir öğretmen bir sabah Kuzguncuk'taki evinden apar topar alınıp, askere götürülür. O, bunun bir kabus olduğuna, arkadaşlarıysa onun iç savaşa katıldığına inanmaktadır. Oysa annesi oğlunun bir ambulansla evden götürüldüğünü anlatmaktadır.'

 

Orhan PAMUK / Masumiyet Müzesi

Par Hanife IS Novembre 29, 2008

Masumiyet Müzesi,  Nobel  ödüllü yazar Orhan Pamuk'un 2008'de İletişim Yayınları  tarafından piyasaya sunulan ve kızı Rüya'ya ithaf ettiği aşk romanıdır.

Günlük hayat, resim, arkadaşlık, yalnızlık, mutluluk, gazeteler ve televizyon, aile gibi konuları barındıran roman, Pamuk'un 10 yıllık çalışması sonucu oluşturuldu. Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk'un Cevdet Bey ve Ogulları romanından sonra en uzun romanıdır. Roman Türkiye'de piyasaya çıktıktan sonraki ilk üç günde en çok satanlar listesinde birinci sıraya yerleşti.

1975 yılı ile başlayan kitapta, tekstil zengini Basmacı ailesinin okumuş 30 yaşındaki oğulları Kemal ile uzak akrabaları, yoksul Keskin ailesinin 18 yaşındaki güzel kızı, tezgâhtarlık yapan Füsun arasındaki aşk anlatılmaktadır.